GENEL DUYURU
Bu Blogda Ara
Mücahit KARAÇINAR
KİTABA DAİR
Etiketler
KİTABA DAİR YAYIN AKIŞI
15 Nisan 2026 Çarşamba
YAZAR DOĞA TÜRKMEN
1. Kitap yazmaya nasıl başladınız?
Yazma yolculuğum 19-20 yaşlarımda başladı diyebilirim. 2013 yılında Facebook'ta kısa kısa yazılar paylaştığım, kendimi "çırak şair/yazar" olarak adlandırdığım küçük bir sayfam vardı. O yıllarda, ergenliğin de vermiş olduğu o yoğun duygularla sürekli okuyor ve yazıyordum. Sessiz, kendi halimde; kitapçılarda gezdiğim, kütüphanelerde saatlerimi geçirdiğim yıllardı o zamanlar. Çok konuşan birisi değildim; daha çok insanları dinler ve gözlemlerdim. Bu durum bana her insanın ayrı bir hikayesi olduğunu ve benzer olaylara ne kadar farklı tepkiler verdiğini deneyimleme fırsatı sağladı. Aslında kitap hedefiyle değil, aforizmalarla başladım yazmaya. Kitap fikri sonraki yıllarda şekil aldı. Zamanla kısa cümleler yerini uzun cümlelere, uzun cümleler paragraflara, paragraflar sayfalara derken; ortaya bugün elimde tutmuş olduğum bu eser çıkmış oldu.
2. İlham kaynaklarınız nelerdir?
Ben karakter olarak hassas, duygu olarak ise empati yeteneği yüksek olan bir insanım. Bu sebeple şiirlerden çok besleniyorum. Satırlardaki o kısa, öz ve duygu yoğunluğu beni çok etkiliyor; bu durum benim kalemime de yansıyor ve cümlelerimde belirgin şekilde ortaya çıkıyor. Çünkü ben daha çok kalbimle yazıyorum. Kırılgan ve ince düşünen bir yapıya sahip olduğum için, kafamın içindeki o yoğun duyguları yönetip parmaklarımdan satırlara akıtmak ancak saf duygularla mümkün oluyor. İlham kaynaklarımda seçiciyim; karşımdaki bir insanın bana ilham olabilmesi için öncelikle yüreğime dokunması gerekiyor ki hissedip yazdıklarını kendi içimde sindirebileyim. Atilla İlhan, Necip Fazıl Kısakürek, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Özdemir Asaf, Sezai Karakoç, Can Yücel ve Kahraman Tazeoğlu gibi saya saya bitiremeyeceğim büyük ustaların o huzur veren ahenginden ilham alıyorum. İlk kitabım bir şiir kitabı olmasa da, içindeki her bölümü o şiirsel hassasiyetle cümlelerime işledim. 30 bölümün her birini, kendine has yoğun duygularla kaleme aldım.
3. Karakterlerinizi nasıl oluşturursunuz?
İlk kitabımda sadece bir karakter olsun istedim: Derin. Kitabım; Derin’in hayatta yaşadığı duyguları, deneyimleri, yer yer tavsiye ve önerilerini paylaştığı yazılardan oluştu. Derin bir kişi olarak görünse de arka planda birçok farklı karakterin yaşanmışlığıyla dolu; hatta bazı bölümler tamamen benim hayat hikayemden süzülen gerçeklikler. Aslında Derin karakteri, kitabı okuyacak her insandan bir parça taşıyor. Çünkü o hayali bir kahraman değil; hiç kimsenin yaşamadığı uç duyguları yaşayan biri de değil. Tamamen hayatın içinden, en yakınımızdan birisi. Okuyucunun kitap bittikten sonra "Bu tamamen ben" diyebileceği kadar gerçek bir karakter.
4. Kitabınızın ana teması nedir?
Kitabımın ana temasını kapak resminde de göstermek isterim; her insanın biricik olduğunu simgeleyen bir çiçek. O çiçeğin oluşum sürecinde, yaşamla mücadele kısmında aslında toprağa tutunmaya çalışan nice ayrı köklerimizin olduğunu vurgulamaya çalıştım. Yaşadığımız birçok farklı zorluğa istinaden; köklerini kimsenin değil, sadece bizim gördüğümüz bir "yeniden başlama" hikayesi bu. 30 bölümlük bu yolculukta okuyucuyu yer yer düşündürecek, kendini sorgulatıp yeniden inşa etmenin yollarını aratacak bir tema seçtim. İnsan olmanın getirdiği hemen hemen her duyguya değindim. İçten, samimi; okuyan kişinin sanki "Hadi gel bir kahve içelim" diyerek arkadaşıyla sohbet edercesine benimle konuştuğu hissiyle yazdım. Umarım bu his her okuyucuma geçer.
5. Yazma sürecinizde kullandığınız teknikler nelerdir?
Benim yazma sürecim genellikle "Hadi bugün bir şeyler yazayım" diye başladığım bir zaman diliminde olmuyor. Herhangi bir yazma programım veya ön taslak hazırlığım yok. Belli ölçülerin içine girdiğinizde o doğallığın ve samimiyetin, kelimelerin o sıcaklığının kaybolduğunu düşünüyorum. Ne zaman içimden gelse ve parmaklarım kendini durduramasa, o zaman yazmam gerektiğini anlıyorum. Hemen kendi sessiz, küçük köşeme çekilip; herkesten uzakta, genellikle yalnız olduğum ve kendimi tamamen yazdıklarıma verebildiğim bir ortamda yazıyorum. Tekniklerden ziyade; daha doğal, yalın, kuralsız ve düşüncelerimin demlendiği anlarda başlayan bir süreç bu.
6. Yazma sürecinizde karşılaştığınız zorluklar nelerdir ve bunları nasıl aşarsınız?
Bu soruyu bir zorluktan ziyade bir gelişim süreci olarak ele alıyorum. Her yazar çok okur mu bilmem ama ben yazmanın yanında çok okurum. Farklı yazım duygularını görmenin bana olumlu katkı sağladığını düşünüyorum. Her özgün yazarın kendine has bir dili vardır; ben de kalemimin özgün kalması için çabalıyorum. Hepimiz birilerinden etkileniyoruz, bu etkilenmeler gelişim açısından iyi olabilir ancak özgünlüğümüzü kaybettiğimiz noktada kendi kalemimize yoğunlaşmamız gerekir. Kendi kalemimde o noktaya yaklaştığımı hissedersem duruyorum. Bir süre sadece kendi yazdıklarımı okuyorum. Bazen aynı tarzları çok okumak insanı belli ölçülerin içinde hapseder; o zaman farklı alanlara yönelmek ve yenilenmek gerekiyor.
7. Okuyucularınıza iletmek istediğiniz özel bir mesaj var mı?
Olmaz mı? Tabii ki var. Okuyucularıma ne söylersem söyleyeyim hep bir eksik kalır; çünkü onlara çok kıymet veriyorum. Bu çağda teknolojiye direnip kitap okuyan, o kitaba fiziki olarak dokunan insanlar benim için çok değerli. Hele ki o ellerde tutulan kitabın benim kitabım, benim emeğim olduğunu görmek çok daha gurur verici. Bu yolda henüz yeniyim, kitlem sayıca az görünebilir ama ben yüreğiyle yaşayan okuyuculara ulaşmak istiyorum. Bir yazar olarak en çok duymak istediğim: "İyi ki sizin kitabınızı okudum, bana çok iyi geldi" cümlesidir. Zamanın çok kıymetli olduğunu düşünenlerdenim; benim kitabıma zaman ayıran her okurumun zamanı benim için çok önemli. Umarım kitabım her okuyucuma dokunur ve onlara olumlu bir katkı sağlar.
8. Bize kendinizden bahseder misiniz?
Kendimi iki aşamada tanıtmak isterim. Herkesin bildiği kısımla; ismim Doğa, 8 Aralık 1994 Ankara doğumluyum. Şu anda da Ankara'da ikamet ediyorum. Ama hayallerimde denizi olan bir şehirde yaşamak var; umarım bir gün nasip olur. Eğitim olarak hayat okulundan mezun olsam da bu kısımda diplomam yok. Diğer taraftan ise Sosyal Hizmetler ve Sosyal Medya Yöneticiliği bölümlerinden mezunum. Yay burcu olarak gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seven bir gezgin ruhum var; ama ben en çok gezerken yazmayı severim.
İç dünyamdaki "ben" ise; kendi dünyasında yaşayan, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, kalabalıklardan ziyade yalnızlığı ve sağlam dostlukları seven biriyim. Genellikle güler yüzlü ve sıcakkanlı olduğumu söyler çevremdeki insanlar. Pozitif yanım hep ağır basar. Doğayı seven, gökyüzüne bakarak huzur bulan, denizi seyrederek sıfırlanan bir yapım var. Bazen koşmanın aslında durmak olduğuna inanan, bazen kaybetmenin kazanmaktan daha kazançlı olduğunu gören biriyim. Doğa gibiyim aslında tam olarak; bazen yemyeşil yapraklar, bazen kahverengi topraklar gibiyim. Her zaman yağmur da yağsa, fırtına da kopsa güneşi hep göreceğimi bilirim. Bilirim ki doğru açıdan bakarsam gökkuşağı görünecektir. Çünkü Doğa olmak biraz da böyledir; dört mevsimi de kendi içinde yaşamaktır.
















